Günce

Günce
SAVAŞA KARŞI OL!
itiraz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
itiraz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Haziran 2007 Perşembe

Tembellik Hakkı

Her fırsatta tembellik hakkınızı kullanmayı ihmal etmeyin. Tembellik hakkı malak gibi yatmak değildir.
İnsanlığınızı kendinizi keşfetmenin yolu tembellik hakkınızı kullanmaktır.
Tembellik erdemdir !
Nasıl tembellik yapılabilir.
Tembellik boş boş oturmak olabilir ama eğer boş boş otururken sıkılıyorsanız tembellik hakkı kullanmıyorsunuzdur.
Bir Tembellik Hakkı Manifestosu oluşturma zamanıdır....
Okumak isteyen için "Tembellik Hakkı " üzerine yazılmış bir kitapçık var.

6 Haziran 2007 Çarşamba

DAKİKLİĞE REDDİYE, GEÇ KALMAYA GÜZELLEME

Satrancın huyudur: Bir taşını her zaman saklar, kaybettirir, saatlerce aratır.Kendisini daha cazip kılabilmek için yaptığı söylenir. Çünkü kaybolan piyonu bulabilmeye çalışan satranççı kafadarlar daha bütün taşları dizmeden kaptırmışlardır kendilerini henüz oynanmamış oyunun büyüsüne. Bir de o kayıp piyon bulunabilse, aniden ortaya çıkıverip bir süpriz yapsa ne muhteşem şeyler yaşatacaktır az sonra: ama kolay kolay ele vermez kendini kayıp piyon. Ya masanın altındaki en kuytu köşeye, ya da hiç şüphelenilmeyecek bir yere saklanır da saklanır. Satranç tahtasında özenle dizilmiş hiçbir taşın değeri yoktur şimdilik. Şahlar, kaleleler, atlar, filler herkes onun ortaya çıkmasını bekler. Piyon da olsa takımdan biri o sonuçta. Olmazsa ya olmaz ya da her şey eksik, tatsız olur...

Lise yıllarımda sınıfın en çok ilgi çekenlerinin, en çok konuşulanlarının o gün okula gelmeyenler olduğuna tanık oldum: Öğretmen yoklama alırken isimleri tek tek sayar, başını kaldırmaz yoklama defterinden. Ta ki saydığı bir ismin orada olmadığı söylenene kadar. İşte o zaman başını kaldırır, gelemeyen öğrenci hakkında sorular sorar, önündeki kocaman sınıfa “ günaydın” bile demezken, gelmeyen öğrencinin sağlığından endişelenir, onu sorar soruşturur. Sınıftaki onlarca insanın suskunluğunu, az önceki tekdüzeliği, gelmeyen öğrenci bir anda bozar. Üstelik hiçbir şey yapmamasına rağmen...Sabah erkenden o güzelim uykusuna kıyıp, aynanın önüne koşanların, süslenip püslenenlerin, yeni elbiselerle gelenlerin, kahvaltıyı yapmama pahasına okula koşanların hiçbir önemi yoktur şimdilik. Sınıfının en havalı kızları, en yakışıklı erkekleri, en çalışkan inekleri, herkes onun ortaya çıkmasını bekler. Çirkin de olsa, tembel de olsa sınıftan biri o sonuçta. Olmazsa ya olmaz ya da her şey eksik, tatsız olur...

Nobel ödüllü yazar Samuel Becket’in Godot’yu Beklerken’inde bizim ilgimizi çeken sahnede bulunan iki kişinin diyaloglarından çok, sahnede bulunmayan Godot’tur. Godot sahneye hiç çıkmamasına rağmen hem kitaba ismini vermiş, hem de Becket’a nobel kazandırmıştır. Çünkü Godot gelmezse ya olmaz, ya da her şey eksik, tatsız olur...

Saat gecenin üçü. Artık uyumam gerekiyor: Çünkü yarın saat dokuzda dersim var ve ben saat onda orada olmalıyım...


Erselan bir yazar adayı ;yani civ civ (AlacaKarınca da ÖSS ye hazırlık öğrencisi )

31 Mayıs 2007 Perşembe

"İtiraz Esastır !"



Önce yukarıdaki resmi dikkatlice inceleyin. Allah belamı versin ki, Devrim Hoca gibi matematiksel takılmayacağım. İyice baktınız mı? Güzeel. A ve B kutucuklarına odaklanın. Hangisi daha koyu? Belirgin bir biçimde A kutucuğu değil mi? "Yok, yok ben biliyorum bu hileleri, aslında B kutucuğu daha koyu" diyenler de var, ben bilirim. Zira ben de itirazı severim ve hatta hayattaki en önemli sloganımın "İtiraz esastır" olduğunu da itiraf etmeliyim.
Şimdi arkadaşlar sıkı durun: A ve B kutucuklarının ikisi de aynı renkte!
Renk terminolojisi ile söylersek HEX olarak: 6B6B6B veya RGB olarak 107-107-107. Bana inanmama hakkınız var. Lütfen siz de deneyin, insan ancak o zaman ikna oluyor.
İtiraz esas olduğu için ben de yazılanlara inanmadım ve resmi kaydederek Photoshop ile test ettim. İnanılır gibi değil ama ikisi de tam tamına aynı renk. Yanılıyoruz işte. Çıkan sonuç: bazı durumlarda itiraz kadar yanılgı da esas! Ama resimden çıkartacağımız bir sonuç daha var: Karalığımızı göstermek istemiyorsak uygun yerlerde bulunarak kapkara birinden çok farklı görünebiliriz. Püf noktası nerede duracağımızı bilmek: neyin arkasında ve kimlerle beraber. Bundan daha da önemlisi de en önce ak mıyız, kara mıyız bunu objektif olarak saptamak. Kendimizi yeterince tanımıyorsak, eksik ya da yanlı tanıyorsak diğer numarasız kareler gibi sap gibi kalıveririz ortalıkta. Ama siz yine de arkanızı silindire milindire vermeyin, ne me lazım. Gerçek tektir. Ya olduğunuz gibi görünün, ya göründüğünüz gibi olun.

Adalı